İçinde yaşadığımız dünya, kendimize has koşullarımız bastırır bazen. Hiçbir şey değişmeyecek, iyiye gitmeyecek gibi hissederiz. Boğuluruz biraz da. Değiştirme niyeti, iradesi, inadımız varsa bile bazen devam edebilmek için yeterli olmayabiliyor. Böylesi zamanlarda nefes alıp bir kez daha denememi sağlayan, kolaylaştıran düşünceler şunlardı.

1- Kendimizi Çok da Büyütmeyelim(!)
“Koca evrende, küçücük mavi bir nokta.” Üstelik bu koca evren, giderek daha da kocamanlaşıyor. Kapladığımız hacim de o derece küçülüyor. İşin güzel tarafı şu: Kapladığımız hacmin her santimetre küpü anlamlı.
2- “Bugün Varım, Yarın Yokum”
“Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Hatta bir buz yığını
Yahut ölü bir bulut gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak,
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.“
Nazım Hikmet Ran
Evren on dört, on beş milyar yaşında, Dünya dört buçuk milyar yıl dolaylarında. Kısacık bir zamanımız var. İyi olan ve anlamlı olan neyse onlarla doldurmalı.
3- Bir “Tatlı” Çaresizlik
Bu garip gelebilir fakat bazı çaresizlikler de işe yarayabiliyor. Pandemi zamanında işten çıkarılmıştım, kredi kartı borcum vardı. Ödeme yapamazdım, banka da benden bir şey alamazdı. Bunu fark edince üstümden kocaman bir yükün kalktığını hatırlıyorum.
4- Değişmemek İmkânsız
Konu neydi anımsamıyorum fakat bir gün abim “Eğer hiçbir şey değişmez olsaydı hâlâ mağaralarda yaşıyor olurduk,” demişti. Basit bir ifadeydi fakat beni hep koşulların nasıl değiştiğine dair düşünmeye itmişti.
5- “Fantastik” Varoluş
Bir Instagram postunda denk gelmiştim sanırım: “İçinde yıldırımlar ve yanardağlar taşıyan bir et yığınına binerken evrende savrulan bir kaya parçasının üzerinde gezinen bir hayaletsin.” Varoluş yorumuna biraz sihir eklemek gerek sanırım.
6- Efsaneler de Sıradan İnsandı
Büyük insanlar, bir “deha” aurasıyla anlatılagelir. Hayranlar bazen idole ve onun potansiyeline çok daha fazla zarar vermiştir. Bir kişiye dair birkaç farklı biyografi okumak her zaman iyidir. Marx’ın babasından “Ben seni üniversite okumaya gönderdim, sen içiyorsun,” diye fırça yemesi iyi gelmişti.
7- Zorluklar da Hayata Dair
Hayatın kolay olacağına dair kimse taahhüt vermedi. Kolay olacağına da kimse söz veremez. Bir şeyleri değiştirmek istiyorsak zorlukların olduğunu kabullenmemiz gerek. Maddenin doğasındadır, etkiye tepki göstermek, mevcut halini korumak.
8- Getirdiklerine Rağmen Umursamayı Ben Seçtim
İnsanların şimdisine ve geleceğine dair kaygılıyım, geçmişine dair de çoğunlukla üzgün. Kötü haberleri gördükçe çıkışsız hissettiğim zamanlar oluyor. Üzen, öfkelendiren, canımı sıkan şeylerden yüzümü çevirmemeyi seçen benim. Seçim benim.
9- Umut İyidir Ama Umut Etmek Bir Plan Değildir
Bir şeylerin değişmesi için koşulları veya birini beklemek insanı en çok yoran şey. Bunun yerine, ama küçük ama büyük, bir şeyler yapmam gerektiğini fark etmek içinde bulunduğum halden çıkıp dizginlere, alıcı gözle bakmamı sağladı. Plan yapmam lazımdı.
10- Hikayenizin Sizin Olan Tarafı
Herkesin yaptığı şeyleri yapmamış/yapamamış olmak da bir yük gibi gelir. Evlenmemiş olabilirsin, çocuğun olmayabilir, sağlam bir işin olmamış olabilir vs. Yanlış yolda yürüdüğün anlamına gelmez. Eğrisiyle doğrusuyla hikayene sahip çık. Hikayenin anlatıcısı sen ol.
11- Kaybolduğunda Gezinmek
Çoğu zaman nereye gittiğimden emin değilim. Bazı duraklar vardı, başka kaç durak olur bilmiyorum. Bazen bu kaybolmuşluğu, yersiz yönsüzlüğü de kabul ettim ve bu anlarda şeylerin etrafında dolaşmaya karar verdim. Keşfetmeye değer bir şeyler olabilir. En kötü, etrafta ne var ne yok onu görmüş olurum.
12- Şaşırabilmenin Verdiği Keyif, Verdiği Öfke
Sevgili canımız dünyamız da o kadar kötü şey üst üste geliyor ki artık “Bu da mı olur,” demek yerine, “Bu da olacaktı zaten,” diyoruz. Şaşırabilmek hem mutluluğun, hem de öfkelenmenin de koşulu. Şaşırabildiğim her zaman kendim için de dünya için de bir umut olduğunu hissediyorum. Şaşırabilen, mutlu olabilen ve öfkelenebilen insanları seviyorum. Siz de seviniz.
Önemli Uyarı: Bu Modern Polyannacı Bir Manifesto Değildir
Öyle bir manifesto olmadığı gibi Stoacı bir yerden “Bakış açını değiştir, her şey değişir” de demiyorum. Hayatı parlak ve ışıltılı yerlerinden görmüyorum. Bununla beraber karanlık taraflarına da kilitlenip kalmayı da doğru bulmuyorum. Bu yazdıklarım yola devam edebilmeyi keyifli bir “deneyim” haline getirmek için de değil. Sadece nefes alabilmenin yöntemlerine dair bir hatırlatma. Bu düşünceler sağlam kalmamı sağladı. Savrulduğum zamanlar da oldu elbette. Bazen bu düşüncelerin birkaçı yardımıma koştu, bazen bunların da dışında bir şeylerin yardımı oldu.
Umut ediyorum ki yaz sana iyi gelenleri bulmanı sağlar.
Bir Cevap Yazın